SINIF SAVAŞLARI

Geç Orta Çağın iktisadi depresyon yılları, kırsal alanlarda köylülerin ayaklanmalarına da neden oldu. Her bir köylü isyanın gerekçesi farklı olmakla birlikte, hepsinin ortak nedeni çağın ekonomik koşullarıydı.

Ekonomik zorlukların ortaya çıkardığı büyük ölçekli kırsal ayaklanmaların başta gelenlerinden biri, kuzey Fransa’da yaşanan Jacquerie Hareketi oldu. İsyanın adı, Jacques Bonhomme’dan geliyordu, Fransız aristokratlarının köylülerine taktıkları lakaptan.

Köylü İsyanları

1348’de veba salgını terörünü Fransa’ya getirmişti. Aynı yıllarda Fransa, İngiltere ile de savaştaydı. Poitiers’deki İngiliz yenilgisinin yarattığı şoktan da yararlanan Fransız köylüleri, herhangi bir siyasi program geliştirmeden,1358 yılında ayaklandılar ve aristokratların malikanelerine saldırıp, toprak sahiplerini öldürdüler. II. Charles yönetimindeki Kraliyetçi güçler, yaklaşık 7000 köylüyü öldürerek, kısa süre içinde Jacquerie ayaklanmasını bastırdı.

Massacre of the Jacques at Meaux 1358

MEAUX’DA JACQUES KATLİAMI (1358)

Death of Wat Tyler

WAT TYLER’IN ÖLÜMÜ

1381’de bu kez de İngiltere’de köylüler ayaklandı. İngiliz Köylü Ayaklanması, İngiliz tarihinin en ciddi alt sınıf isyanıdır. Jacquerie isyanının aksine, 1381’de vebanın etkisi köylü lehine sonuçlar doğuruyordu. Veba nedeniyle ortaya çıkan iş-gücü yetersizliği, serflerin özgürleşmesine, ücretlerin yükselmesine, özgür köylülerin de ödedikleri kiraların düşmesine neden oluyordu.

Bu şartlar altında toprak sahiplerinin gelir düzeylerini koruyabilmek için kelle vergisi salmaktan başka çareleri kalmamıştı. Salınan ilk iki kelle vergisi herhangi bir direnişle karşılaşmaksızın ödendi. Ama 1381’de salınan üçüncü vergide köylüler ayaklandılar. Önce toprak sahiplerinin malikanelerini yakıp eşlerine tecavüz ettiler, sonra da Londra’ya yürüyüp, Lordlar Kamarası başkanını idam ettiler.

On beş yaşındaki Kral II. Richard, durumun vahametini anlamış ve köylülere serfliği kaldırma sözü vermişti. Müzakereler sırasında köylülerin lideri Wat Tyler öldürüldü, liderlerini kaybeden köylüler de dağıldılar. Tabi kral da, verdiği sözlerin hiçbirisini tutmadı.

İlk Kentsel İsyan: Ciompi Ayaklanması

Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde başka kırsal isyanlar da yaşandı. Ancak, 1378 yılında Floransa’daki Ciompi Ayaklanması, kentsel isyanın başlıca örneğidir ve Orta Çağda gerçek bir proleter ayaklanmaya en yakın isyandır. Ciompiler, Floransa’nın yün tarayıcılarıydı ve ağır depresyonda olan bir endüstride çalışıyorlardı. Çoğu işlerini kaybetmişti, kalanlar da yünlü sanayinin patronları tarafından çok düşük ücretlerle çalıştırılıyorlardı.

Aynı tarihte Floransa Papalık Devletleriyle savaş halindeydi. Kentin bazı ileri gelenleri mevcut hükumeti devirmeye karar verdiklerinde, alt sınıfların desteğini arayacaklar ve Ciompilerle iş birliğine gideceklerdi. Bu da Ciompilere kendi radikal devrimlerini gerçekleştirmenin yolunu açtı.

Ciompiler iktidarı altı hafta ellerinde tutabildiler, onları deviren oligarşik hükumet de, yaptıkları tüm reformları iptal etti.

14. Yüzyılın kırsal ve kentsel ayaklanmaları, Geç Orta Çağın ekonomik krizinin doğrudan sonucuydular ve tümü başarısızlıkla bitti. 15. yüzyılın dini ayaklanmalarında ise, durum böyle olmayacaktı.

Aristokrasinin Halleri

Rene of Anjous: Book of Tournaments 1480-90

RENE D’ANJOUS’NUN TURNUVA KİTABINDAN (1480)

Weyden Beaune Altarpiece Detail 1450

WEYDEN: HÜKÜM GÜNÜ (DETAY) (1399)

Geç Orta Çağ aristokrasisi, alt sınıf ayaklanmalarının üstesinden gelmeyi becermişti, ama toprak sahipliğinin ayrıcalıklı toplumsal statüsünün korunması giderek zorlaşıyordu. Tahıl fiyatları ve arazi kiralarının düşüp, ücretlerin de yükseldiği zamanlarda, aristokrasi açıkça sıkıntıya düşmüş demekti. Üstelik tüccarların ve finansçıların hızla yükselişiyle de, tehdit altında hissediyordu kendisini. Tüccar kesiminin bu meydan okuması da, aristokrasi tarafından yapay bariyerlerle göğüslenmeye çalışıldı: lükse yapılan vurgu ve ayrıcalıklı bir şövalye tabakasının oluşturulması.

Toplumdan zarif ayrıcalıklarla farklılaşma gayretindeki bir ve aynı aristokrasi, çağın sıkıntılarının yol açtığı psişik stres yüzünden, sıklıkla karşıt duygusal uca da kayacak ve kendisini hüzne terk edecekti. Dönem boyunca kadınlar ve erkekler bol bol gözyaşı döktüler, Kilise de ağlamayı teşvik etti.

Ölüm saplantısı Geç Orta Çağın heykel, fresk ve kitap illüstrasyonlarında hep ön planda oldu. Bunlar, zarif ve sağlıklı kadın ve erkeklerin, elinde tırpan Ölüm tarafından götürülüşünü, ya da cehennemde insanları kavuran sadist şeytanları sergileyip durdular. Geç Ortaçağ kültürü manik depresifin sınırlarında gezinip durdu; ölümle ilgili takıntısı da, bağnaz ve yaygın bir dindarlığın dışa vurumu oldu. Orta Çağın dini coşkusu, 1300’den sonra daha da yoğunlaşıp yeni ifade biçimleri kazandı.